Son bir buçuk yıldır, Regent’s University London’da Türkiyeli göçmenlerin geri dönüşlerine ilişkin bir alan araştırması yapıyorum. Bu çerçevede onlarca görüşme gerçekleştirdim. COVID- 19 salgınına kadar kendine has birçok nedene bağlı olarak yaşanan geri dönüşlerin yerini salgının ardından ekonomik zorluklar, işsizlik, belirsizlik, güvensizlik gibi kaygılarla yapılan geri dönüşler almış durumda.
Tahmin etmek güç değil, bundan en çok etkilenenler de son gelen göçmen grubunu oluşturdukları için Ankara Anlaşmalılar. Türkiye’nin içinde bulunduğu politik ve ekonomik türbülans nedeniyle özellikle son yıllarda yurtdışına göçler katlanarak artmış durumda. Bu göçlerin önemli güzergâhlarından biri de Birleşik Krallık. Son dört yılda bu vize türüne başvuranlar toplam Ankara Anlaşmalılar içinde nerdeyse yüzde elliyi oluşturuyor. Sadece geçen yıl yapılan başvuru sayısı 13 bin kişi civarında.
Henüz Birleşik Krallık’ta uyum sürecini yaşayan göçmenler birdenbire COVID -19 salgının yıkıcı etkilerine maruz kaldılar. Gelenlerin yarısından fazlasının self-employed olduğunu düşündüğümüzde çoğu kişi bu dönemde iş yapamadı. Vize türleri nedeniyle kira, çocuk gibi sosyal yardımlardan da yararlanamayan Ankara Anlaşmalılar bu dönemi birikimlerini harcayarak ya da borçlanarak geçirmek zorunda kaldılar.
Hükümetin açıkladığı örneğin maaş yardımı gibi yardımlardan çoğu limited şirket direktörü veya şirket sponsorluğunda gelen kişiler yararlanmış olsa da ülkeye ayak basalı birkaç ay olan ve henüz bu yardımlardan yararlanmaya elverişli olmayan birçok kişi büyük mağduriyetler yaşadı.
Geçenlerde, Kuzey Londra’da Göçmen İşçiler Kültür Derneği’nin (Gik-Der) düzenlediği online festivalin açılış resepsiyonuna katıldım. Orada tanıştığım Ankara Anlaşmalı aile ertesi gün Türkiye’ye döneceklerini söylüyor; büyük umutlarla, kız çocuklarıyla birlikte geldikleri Londra’da artık ekonomik olarak tükenme noktasına geldiklerini belirtiyorlardı. “Kızımız rahat etsin diye iki yatak odalı bir daire tuttuk. Oraya iki ay ödediğimiz kirayla Türkiye’de bir yıllık kiramızı ödeyebiliyoruz. Salgın nedeniyle de iş yapamıyoruz. Türkiyelilerin yanında çalışırsak saatlik 5 pound gibi komik ücretler teklif ediyorlar ve bu mecburiyetten bu ücretlere razı olmak zorunda kalıyoruz. Bu sefer de uzun süreli çalışmak zorunda kalıyoruz. Başka çaremiz olmadığı için dönme kararı aldık, çünkü artık burada geleceğimize dair bir umut ışığı göremiyoruz.”
Salgın döneminde işini ve umudunu kaybettiği için birçok kişi ve aile kendisine aynı soruları soruyor: “artık geri dönmenin vakti geldi mi?”, “geri mi dönsem yoksa biraz daha direnip ‘mutlu sona’ yani süresiz oturuma mı ulaşsam?” Bu soruya verilen yanıt kişisel, psikolojik, ailevi, kültürel, sosyal, ekonomik, siyasî birçok nedene veya bunlardan birkaçına bağlı olarak değişebilir. Ancak değişmeyen bir şey var ki, birkaç yıl önce Türkiye’den büyük umutlarla Birleşik Krallık’a göç edenler için salgın süreci hiç de iyi geçmedi.
Doç.Dr. Tuncay Bilecen
Ankara Anlaşmalıların COVID – 19 salgınından nasıl etkilendiğini araştırmak için yapılan akademik çalışmanın anketine aşağıdaki link’ten ulaşabilirsiniz. Kişisel bilgilerin istenmediği anketi doldurmak 3-4 dakika sürmektedir. Araştırmanın sonuçları yine Londra Gündem’de duyurulacaktır.
https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSdKjICzBYmifX46ucXOavHj39p7yEi8aEXzOTcWVostm2JfYw/viewform








