Günde kim bilir kaç kere çocuğumuzdan “anneeee” ya da “babaaaa” hitabı ile başlayan sorun durumları işitiyoruz. Üstüne üstlük, duyduklarımızın büyük bir kısmı da, daha öncesinde konuştuğumuz konulardan ibaret. Acaba bir yerlerde yanlışlık mı yapıyoruz da, kendimizi çocuğumuza aynı şeyleri kırık plak gibi tekrarlarken buluyoruz?
Elbette ki hayır! Çocuklukta öğrenmenin olmazsa olmazıdır bu tekrarlar. Okul öncesi dönemde çocuğumuza okuduğumuz kitaplardan pay biçin. Aynı kitabı peş peşe üç beş kere okumuşluğunuz olmuştur eminim. Sonunu bildiği halde, sanki teyidini almak istercesine aynı hazla dinler çocuklarımız bizleri.
Konu ne olursa olsun, talep ettiğinde, destek olacağından emin olduğu bir ebeveynin varlığı, güven verir çocuğa. Ancak söz konusu, çocuğumuzun sorun çözme becerisini geliştirmek olunca, zamanı geldiğinde el çekmeyi de bilmeli insan. Ama nasıl?
Öncelikle, sorun durumlarını, çocuğumuzu güçlendiren fırsatlar olarak görmeli ve içimizdeki tez canlı ebeveyni dizginlemeli.
Ah ne zordur, el atıverdiğimizde hop diye hallolacak bir sorun durumunda, çocuğumuzun çözüm için atım atmasını bekleyebilmek! Oysaki, bekleyebilmeliyiz. Aksi taktirde, kendimizi tutamayıp her seferinde sorunu onun adına çözdüğümüzde, çok değerli bir yaşam deneyimi şansını çocuğumuzun elinden almış oluruz.
Akranları ile bir arada bulunabileceği ortamlar yaratmalı.
Akran öğrenmesi, en etkili öğrenim yöntemlerinden biridir. Her ne kadar pandemiden dolayı daha izole bir yaşam sürüyor olsak da, akranlarla bir arada bulunmak çocukların sosyal becerilerinin gelişmesine katkı sağlar. İlişkiyi başlatabilme, sürdürebilme, sırasını bekleyebilme, hazzı erteleyebilme ve kendisini doğru ifade edebilme gibi becerilere sahip, duygu repertuarı zengin çocuklar, sorun çözme konusunda da daha beceriklidirler. Ayrıca “oyun” çocukların hayatı deneyimledikleri en eğlenceli laboratuvardır. Oyunda yaşanan sorunlar sayesinde çocuklar, akranlarının sorun çözme yöntemlerini gözlemleme fırsatı bulurlar. Yetişkinlerden aldıkları geribildirimler aracılığıyla uygun olan ve olmayan sorun çözme yöntemleri hakkında bilgi sahibi olurlar ve kendilerini hazır hissettiklerinde de sorunlarını çözebilmek için adım atarlar.
Yaşlarına uygun kitaplar, filmler ve kutu oyunlarından yararlanmalı.
Çocuk kitapları ve filmlerindeki kahramanların karşılaştıkları sorunları nasıl çözdüklerine dair konuşmak, sorun durumlarında atılması gereken adımlar konusunda çocuğumuzda farkındalık yaratır. Ayrıca, düşünsel bazda yapılan her egzersiz, oynanan her strateji oyunu, çocuklarımızın daha kısa sürede daha kıvrak çözümler bulabilmelerine katkı sağlar. Satranç başta olmak üzere, bu amaca hizmet eden pek çok kutu oyunundan yararlanılabilir.
Yaşına uygun sorumluluklar vermeli; seçim yapma, karar verme fırsatları sunmalı.
Helikopter anne babalar olmayı bırakıp çocuklarımıza yaşına uygun sorumluluklar verdiğimizde, seçim yapma, karar alma fırsatları sunduğumuzda, pek çok konuda becerileri geliştiği gibi, yapabilirliklerine olan inançları yükseleceğinden bir sorunla karşılaştıklarında da çözüme odaklanmaları daha kolaylaşır.
Dürtü kontrolü ve kendini sakinleştirme yöntemlerini öğretmeli.
Düşünerek hareket etme, nazik kelimeler kullanma, nazik dokunuşlarda bulunma gibi davranışların önemini sık vurgulamalı; “ortamdan uzaklaşma, bir tepki vermeden önce içinden sayma ve nefes egzersizleri” gibi kendini sakinleştirme yöntemlerini öğretmeli çocuklara. Ayrıca, çabası gözlemlendiğinde pozitif geribildirimde bulunmayı da ihmal etmemeli.
Davranışlarının doğal sonucunu yaşatmalı.
Yağmur yağarken hatırlatmamıza rağmen önlemini almıyorsa bırakmalı ki ıslansın, yere bir şey döktüyse kendi temizlesin, arkadaşının bir eşyasına zarar verdiyse telafisine çabalasın, harçlığını ilk günden harcadıysa diğer günler parasız kalsın… Davranışlarının doğal sonucunu yaşatmak, çocuğumuzun öngörüsünü geliştireceği gibi, daha planlı programlı olmasını ve eylemlerinin sorumluluğunu üstlenmesini sağlayacaktır.
Yaşam deneyimini arttırmalı.
Birlikte gezmek, yeni tatlar denemek, merak ettiği konuları internetten birlikte araştırmak, deneyimleri hakkında sohbet etmek, ihtiyaç duyduğu konularda yaşına uygun bir dille bilgilendirmek ve sorularını yanıtlamak çocuklarımızın yaşam deneyimlerinin artmasına, esnek düşünebilmesine, dolayısıyla alternatif fikirler ve çözümler üretebilmesine katkı sağlayacaktır.
İyi bir rol model olmalı.
Kapı hep çocuklarımız için nasıl bir rol model olduğumuza çıkıyor öyle değil mi? Atalarımız boşuna armut dalının dibine düşer dememiş! Kendi sorunlarını etkili yöntemlerle çözemeyen anne babaların, çocuklarından bu konuda beklenti içinde olması gerçekçi değildir. Öyleyse değişime nereden başlamak gerektiğini artık biliyorsunuz…
Sorunun değil, çözümün parçası olabilen bir nesil yetiştirmek dileğiyle…
Psk. Dan. Yelda ARSLAN




