Darbe!

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

2030’da “Hiçbir şeye sahip olmayacaksın ve mutlu olacaksın. “Konuyu net anlatabilmek için ilk önce Türkiye de ve Dünyada yapılan bazı darbeler sonrası ekonomik değişimden bahsetmek istiyorum.

Türkiye ekonomisi, 24 Ocak 1980 kararlarından bugüne kadar benimsenen politikaların kaçınılmaz bir sonucu olarak, uluslararası sermayenin her türlü müdahalesine açık hale geldi ve sık sık ekonomik krizlerle karşı karşıya kaldı. Hemen hemen her kriz sürecinde Uluslararası Para Fonu (IMF) ile ‘yapısal uyum’ anlaşmaları imzalandı ve bu dönemlerde ekonomi yönetimi büyük ölçüde IMF’nin denetimine girdi.

Şili’de Amerika’nın desteği ile Pinochet’in yaptığı askeri darbeyi takip eden ayda ekmek fiyatı bir gecede 11’den 40 escudoya çıktı. Şili’de bir yıldan kısa bir süre içinde ekmeğin fiyatı otuz altı kat arttı ve Şili nüfusunun yüzde seksen beşi yoksulluk sınırının altına çekildi. ” Bu Şili’nin 1973 “Sıfırlaması” idi.

Ağustos 1990’da Peru, IMF’nin diktalarına uymadığı için cezalandırıldı: yakıt fiyatı bir günde!! 31 kat, ekmeğin fiyatı on iki kattan fazla arttı. Görüldüğü gibi darbeler her zaman halkı fakirleştirip dış güçleri zenginleştiriyor.

heka reklam heka

Gelelim Korona darbesine.

İlk karantinayı (lockdown) öneren kişi Neil Ferguson’un çalıştığı kurum, Bill Gates den 180 milyon dolar yardım aldı. Ferguson  ‘Kuş gribi’nde Ddünyada 200 milyon insan ölecek demişti. İngiltere’de 200 kişi öldü. Yine ‘Domuz gribi’ çıktığında İngiltere’de 65 bin kişi ölecek dedi. 400 kişi öldü. Hükümetin bilim yani krona danışmanı Patrick Vallance, GSK ilaç firmasında yöneticiydi ve hala firmanın 5 milyon sterlin değerinde hisselerine sahip. Korona Virüsü kısıtlamaları ulusal hükümetlerle müzakere edilmedi. Medya propagandası tarafından desteklenen, ilaç firmalarına çalışanlar tarafından dayatıldı ve özel şirketler tarafından ödemeler alan politikacılar tarafından kabul edildi.

Boris Johnson milletvekili ve Londra Belediye Başkanı olduğu dönemde eski Başbakan David Cameroon da dahil Rusya Başkanı Putin’e çalışan diplomatın karısı bayan Chernukhin ile tenis oynamak için 160 bin sterlin aldıklarını inkar etmiyor. Merdiven çıkmakta zorlanan bir adamın tenis için para alması ironik… Gerisini sizin hayal gücünüze bırakıyorum. Savunma bakanı ile yemekte yan yana oturmak için de 30 bin sterlin almış. Sistem böyle olunca total cirosu bir trilyon 250 milyar dolar olan ilaç firmaları da istediği insanı satın alabiliyor yada başa getirebiliyor mu dersiniz?

Nisan ve Temmuz ayları arasında dünyanın dört bir yanındaki milyarderlerin sahip olduğu toplam servet 8 trilyon dolardan 10 trilyon doların üzerine çıktı. Yani pandemi döneminde zenginler daha da zenginleşti…

“Büyük Sıfırlama”

Covid Küresel Borç Krizini tetikleyen aynı güçler, şimdi, Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) “Büyük Sıfırlama” olarak tanımladığı projeyi empoze etmeye çalışıyorlar. Bu dönüşümü hızlandırmak için COVID-19 kilitlemelerini ve kısıtlamalarını kullanarak, orta boy şirketleri ve küçük esnafı iflasa sürükleyip bu boşluğu yapay zeka odaklı makinelerle doldurmaya ve kar oranını kat kat yükseltmeye çalışıyorlar.

İşsizlik arttığında halk, bankalardan aldığı borçları ödeyemeyecek ve gün gelecek iş bulamayınca birikimleri tükenecek, malını ve mülkünü bankalara teslim etmek zorunda kalacak. Dünya Ekonomik Forumu WEF, halkın ihtiyaç duyduğu her şeyi “kiralayacağını” söylüyor.

Evden çalıştığımızda ofisler kapanacak. Ofislerde çalışan temizlikçiler, resepsiyon çalışanları, sekreterler, su, elektik gibi faklı alanlarda çalışan tamirciler ve güvenlik görevlileri işsiz kalacak. Spor salonları kapanacak. Evde spor yapacaksınız. Sinemalar kapanacak evden filim seyredeceksiniz. Ürünler ‘dronlarla’ evinize geldiğinde postacılara da gerek kalmayacak. Klasik İngiliz taksicilerin çoğu arabalarını çoktan geri verdi. Bu şekilde milyonlar işsiz kalınca AMAZON, NETFLIX, FACEBOOK, MICROSOFT gibi firmalar gelirlerini kat kat artırdı.

ABD’li milyarderlerin birleşik serveti, 18 Mart 2020’den 8 Ekim 2020’ye 850 milyar dolar artarak yüzde 28’in üzerinde bir artış gösterdi.

Kenya’nın kurucu devlet başkanı Jomo Kenyata, Batı ülkelerinin Afrika gelişini şöyle yorumlamıştı: “Misyonerler Afrika’ya geldiğinde bizim topraklarımız onların İncilleri vardı. Dua edelim dediler. Gözlerimizi kapattık. Açtığımızda, bizim incilimiz, onların toprakları vardı” 

Bugün bir Korona darbesi yaşıyoruz. Korona konusunda ilaç firmaları kontrolündeki devletleri dinler ve sorgulamadan itaat ederseniz, Kenyalıların düştüğü duruma düşebilirsiniz. 2030 da hiçbir şeyiniz kalmayacak diyorlar.

Dünya Ekonomik Forum’un bugünkü yeni slogan ise ‘hepimiz fakir olacağız’. Hepimiz derken ‘milyarderler hariç’ demeyi unutmuşlar!

Japonya’da geçen ay intihar edenlerin sayısı korona virüsünden ölenlerden fazla çıkmış. İngiltere hükümeti tıp danışmanı Patrick Vallence karantina ve kısıtlamalar yüzünden İngiltere de 200 bin kişi öleceğini söyledi. Yapılan ekonomik darbe yanlış bilgiler sayesinde yapıldı. İlk karantina olmazsa 500 bin kişi ölecek demişlerdi. Sonra bu rakamın yanlış olduğunu kendileri kabul etti. Bu ayki karantina olmazsa günde 1400 kişi ölecek demişlerdi. 3 gün sonra rakamları yanlış hesaplamışız dediler.

Virüs yönetimi sizi bilinçli bir şekilde fakirleştirip hükümetin verdiği yardımlara muhtaç etmek için yapılıyor. Kapitalizm rekabetin getirdiği büyümeyi öngören bir sistemdi. Ekonomistler önce faizler eksiye indirip insanların birikimlerini tüketilmesi sona milletin parası kalmadığı zaman faizlerin arttırılmasını planlandığını söylüyor. Faizler arttığında ev ya da işi için bankadan borç (mortgage) almış kişiler evlerini ve işlerini kaybedecekler.

 

Korona virüs henüz çıkmadan 1 sene önce büyük firmalar batığında hükümet yardımcı olmadı. 178 yıllık seyahat acentesi ‘Thomas Cook’ iflas etmeden önce hükümetten yardım istemişti. Hükümet destek olmadığı için 21 bin kişi işinden oldu. Yüzlerce mağazası olan binlerce insanın çalıştığı yüzlerce firma Korona döneminde kapandı ve bir daha açılmayacak. Firmalar online satışlar yaptığında daha çok kar yapabilir ama işsiz kalan milyondan fazla insan ne yapacak? Ekonomik olarak devlet yadımı alan insanlar uzun zaman işsiz kaldığında kendilerini geliştirecek fırsatları olmadığı için her gün daha geriye gidecek ve devletin kontrolünde kalacak. Üretemeyen ve devamlı devlet yadımı alan insanları fazlalık gibi gören milyarderler, açıkça 2 milyar fazla insan var, nüfus kontrolü nasıl yapılmalı konusunu dile getiriyorlar. 2 milyar insanı fazla gören milyarderlerin yeni reflekleri sizi kaygılandırmıyor mu?

 

Son bir uyarı, 31 Aralık’da yani 1 ay sonra İngiltere Avrupa’dan anlaşmasız ayrılırsa, Dover de uzun tır kuyrukları olacağı biliniyor. İlaç ve gıda sektöründe gecikmelerden dolayı sorun yaşayacağı öngörülüyor. Çok ihtiyacınız olan ilaçlarınızı stok yapmanızı öneriyorum. Korona döneminde tuvalet kağıdı sıkıntısı yaşanmıştı. Gym’ler kapanınca evde spor yapmak isteyenler çoğaldı ve bazı uyanıklar ağırlıkları Argos’dan alıp 3 misli fiyata satmaya başladı. Tükenen mallar karaborsada satılıyor. Hayati derecede önemli kullandığınız ilaçlarınız biterse zor durumda kalabilirsiniz. Iceland durumu analiz edip birkaç Futbol sahası büyüklüğünde dondurucular alıp kurdu. Restoranları olanlar da son kullanma tarihi uzun olan ürünleri Aralık ayının son gününü beklemeden stok yapabilir.

Darbe!
Yorum Yap
heka reklam heka

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Londra Gundem ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!