Devletin görevi kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak olması gerekirken devlet tarafından manipüle ediliyor, zorlanıyor, korkutuluyor ve utandırılıyoruz. İngiltere ve İskoç Hükümetleri, toplumdaki korkuyu kasıtlı olarak artırmak için psikologların etik kurallarını ihlal ederek uygulamalı davranış psikolojisi kullanıyor.
Acil Durumlar için Bilimsel Danışma Grubu SAGE’nin bir parçası olan (Davranışlar Üzerine Bağımsız Bilimsel Pandemik Görüşler Grubu) SPI-B adlı bir grup psikolog, Birleşik Krallık ve İskoç hükümetlerine insanları COVID-19 kısıtlamalarına nasıl uyduracakları konusunda tavsiyelerde bulunmakla görevlendirildi. Birleşik Krallık Hükümeti web sitesinde ücretsiz olarak bulunan ve 11 Mayıs 2020 tarihli UK Column News’te bildirilen belgelerinde şunlar belirtiliyor:
Önemli sayıda insan hala kişisel olarak yeterince tehdit altında hissetmiyor. Ve: Kayıtsız olanlar arasında, sert duygusal mesajlar kullanarak algılanan kişisel tehdit düzeyinin artırılması gerekir..
Uygulamalı psikoloji ve sorumlu hükümetin başarmayı amaçladığı şey – bizi zihinsel olarak hasta, intihara meyilli hale getirmek, işsiz ve evsiz yapıp, özgürlük haklarımızı kaldırmak için mi?
Psikologların yemini ve etik kuralları yok mu? Zor durumda psikolojik sorunları olan bir insanın psikoloğa gittiğinde psikoloğun bu kişinin durumundan yararlanıp cinsel ilişkiye girmesi sizce ne kadar yasal ve etik bir durum? SPI-B grubunun tüm etik kuralları unutup tek taraflı çalışması da benzer bir durum değil mi?
Nüfusu İngiltere den daha fazla olan bazı ülkelerde ölümler 10 yada 20 misli düşükken Avrupa da en çok ölüm İngiltere de yaşandı. Hükümet 40 bin hemşire eksik, çok hastane kapattık, sağlık sistemine yeterince para ayırmadık suç bizde demek yerine Mart ayında sizi seviyoruz lütfen 2 hafta evde kalın her şey güzel olacak dedikten sonra aylarca süren ‘Lockdowns’ karantinalar sonra hükümeti eleştirenleri, protesto edenleri tutuklayıp cezalandırma yoluna gidiyor.
77. Tugay
İngiltere de askeri amaçları ve devlet çıkarlarını halka anlatabilmek için kurulmuş bilgisayar başında asker elbiseleriyle çalışan bir grup. Türkiye de troll denilen kişi yada kurumları duymuşsunuzdur. Bir kişi devleti eleştirip devletin yaptığı yanlışları ya da misal aşı konusunda bir belge yada bilgi paylaşırsa askerler bir olup o kişileri şikayet edip sosyal medya ortamında engelliyor. Bu şekilde sosyal medyada devletin desteklediği haberler öne çıkıyor ve eleştiren alternatif haberleri bulamıyorsunuz. Facebook ve diğer sosyal medya platformları da artık aşı karşıtı haberleri engelleyeceklerini söyledi.
Aşı karşıtı olanlar ne diyor?
Aşı karşıtı olmak için belki erken bir dönem. Şu ana kadar bildiğimiz bazı ülkelerde Pfizer aşısını yapan yaşlıların bir kaç gün içinde ölmeleri. Bazı uzmanlar ölümler için: ‘efendim zaten çok yaşlı ve hastaydılar, denk geldi’ diye yorum yaptılar. Peki neden Covid-19 ölümlerinde kabul edilen 28 gün içinde ölürse sebebi Covid-19 yazılırken aşı yapanlar içinde 28 gün kuralı getirilmiyor. Kişi aşı olduğu gün ölüyor ve denk geldi diyorlar ama Covid kapmışsa 28 gün içinde herhangi bir sebeple – misal motorsiklet kazasında ölse bile sebep Covid-19 yazılıyor.
Birde Pfizer aşısı olan bir haberde %2.67 oranında kişilerin hareketsiz kaldığı yazıldı. Kısa dönem felç gibi el ve kolları tutmuyor. El ve kolu tutmayan kişinin normal koşullarda hastanede kalması gerekir. İlaç, serum yada tıbbi müdahale gerekebilir. Bu yüzden İngiltere de doktorlara aşı sonrası 15 dakika aşı yaptıran kişiyi izlemesi önerildi.
Burdaki sorun bu durumda bir GP’den (Pratisyen doktor) günde 1000 aşı yapması beklenemez. Çünkü 1000 kişiden orana göre 26 tanesi kısa dönem felç geçirirse o kişilere kim bakacak? Doktorlar bakarsa aşıyı kim yapacak. Askerler ve öğretmenler aşı yapması öğretilse de bir kişi fenalaşıp hareketsiz kaldığında öğretmen yada asker tıbbi müdahale için yetersiz kalacaktır?
Aşı karşıtları olanları yada destekleyenleri dinlemeli ve iki tarafa da saygı duymalıyız. Bir tarafı öne çıkaran diğer tarafa sansür getiren ve hatta tutuklayan hükümeti de eleştirmeliyiz.
Domuz gribi çıktığında Dünya Sağlık örgütü tehlike seviyesini 1 den 5’e çıkardı. Bu durumda yapılan anlaşmalar gereği aşılar üretildi ve İngiltere hükümeti 45 milyon aşı aldı ve aşılar yapıldı. Bazı gençler aşının yan etkisiyle beyni zedelenince aşı yapılması durduruldu. İngiltere’nin elinde 45 milyon aşı kaldı. Bu dönemde aşı firmaları para bastı ve Dünya Sağlık Örgütü başkanı mahkemede sorgulandı ama kimse ceza almadı.
Domuz gribi ile Corona virüsünü karşılaştırmak pek mantıklı değil. Çünkü domuz gribi çıktığı günden bu güne 10 sene geçti ve İngiltere de toplam 400 kişi öldü. Şu anda Korona virüsü yüzünden hükümetin verilerine göre İngiltere de günde bin kişiden fazla insan ölüyor. Aceleye getirlen domuz gribi aşısı kötü sonuç verdiği için insanların aşı konusunda duyarlı olması çok doğal. Ancak 1 sene geçtiğinde ve tüm aşılar: Rus, Çin, İngiliz ve Alman-Amerikan aşıları milyonlarca insan üzerinde denendiğinde aşıların kısa ve uzun dönemdeki yan etkilerini görebiliriz. Bu süre içinde fikirlerini payalaşan ister aşı taraftarı isterse karşıtı olanları sosyal medyada ve gazetelerde sansürsüz görebilmeliyiz.
Altta linki paylaştığım Büyük Barrington Deklarasyonu 50 bin doktor ve bilim adamı tarafından imzalandı. Covid-19 ile mücadelede alternatif bir yol önerisi. Ama İngiliz hükümeti Avrupa ve Dünyada nüfusuna göre en çok ölümlerin olduğu ülkeler arasında en üst sırlalarda olmasına rağmen bu deklarasyonu dikkate almıyor. İnatla yanlış politikalar uyguluyor. Tecrübesiz yandaş şirketlere NHS kontratı veriyor. Kanser gibi ciddi hastalıkları olanların tedavileri ertelendi. İnsanların restoranlarda yan yana maskesiz oturacaklarını bile bile %50 indirim kampanyası ile virüs yayıldı. Virüsün yayılmaya başladığı dönemde 250 bin kişinin katıldığı at yarış festivalini iptal edilmedi. Yaşlılar bakım evlerine corona virüs hastalarını yollandığı için bakım evlerinde kalan 8 bin yaşlı öldü. Hükümet virüsün en çok yayıldığı Mart, Nisan ve Mayıs aylarında doktor ve hemşirelere maske sağlayamadı.
Aslında hükümet diyoruz ama milletvekillerini tek tek incelediğimizde bir çoğu büyük şirketlerin sözcüsü rolünde. Milyarderler milyonlarca doları kurum ve politikacılara dağıtarak hükümeti istediği gibi yönlendiriyor. Boris Johnson, £160.000 sterlin bağış karşılığında Putin’in eski bakanının eşiyle tenis oynadı Link altta. Lubov Chernukhin ayrıca Savunma Bakanı Gavin Williamson ile akşam yemeği yemek için £30.000 ödedi. Parayı veren düdüğü çalıyor.
İngiliz devletin görevi kişileri değil büyük şirketlerin refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak. Sansürü eleştirmezsek Nazi dönemi Almanya gibi bir ülke oluruz.
Bu durumda bize düşen görev bağımsız bir gazeteci gibi alternatif kaynakları bulmak, tartışmak ve paylaşmak olmalı.
Mete Murat Metin
https://www.facebook.com/metemuratmetin
Boris Johnson Tenis haberi:
Büyük Barrington Deklarasyonu:




