İngiltere Başbakanı Boris Johnson’un Ukrayna politikasını Yayın Yönetmenimiz Taner Bildik, Cumhuriyet Gazetesi için değerlendirdi. İşte o yazı…
Rusya-Ukrayna krizine ilişkin en az Putin ve Zelenski kadar çok fikir beyan ettiği gözlemlenen İngiltere Başbakanı Boris Johnson, krize ilişkin olarak ABD Başkanı John Biden, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ve diğer pek çok dünya liderinden daha fazla görüş bildiriyor. Hatta kimilerine göre tehditkar tavrı Putin’i epey kızdırıyor. Zaten Rusya’nın Johnson ve kabinesinden bazı bakanlara yaptırım uygulayıp ülkeye girişlerini yasaklaması da bu tezi doğrular nitelikte.
Peki, İngiliz Başbakan ne oldu da bir anda savaşta bu kadar öne çıktı?
İç politikada sıkışıp güç kaybeden Johnson, dikkatleri dış politikaya çekip kahraman rolüne bürünüyor. İktidar yanlısı İngiliz basını, kan kaybeden Muhafazakar Parti liderinin Ukrayna’daki mazlumların hamisi hatta barış elçisi olduğunu duyuruyor.
Gelin, Johnson’un telefon kulübesinde gömleğini yırtıp Süperman’e dönüşme hikayesinin altına yatan gerçeklere bakalım…
PARTİ GATE SKANDALI
Johnson’un başını ağrıtan en büyük sorun, Koronavirüs kısıtlamaları sırasında partilere katılması oldu. Geçtiğimiz günlerde, Johnson’un Covid-19 kısıtlamalarını ihlal etmesiyle ilgili parlamentoyu yanıltıp yanıltmadığına dair soruşturma için bir oylama yapıldı. Oylamada, Avam Kamarası’ndan bir komitenin soruşturma başlatmasına karar verildi. Parti Gate skandalı yüzünden defalarca özür dileyen hatta para cezasına çarptırılan başbakanlarını halk kolay kolay affetmeyecek gibi duruyor. Yakınlarını kaybeden İngiliz vatandaşları, sevdiklerinin cenazelerine kısıtlamalar yüzünden katılamazken başbakanlarının partilere katılması pek göz ardı edilebilecek gibi görülmüyor.
EKONOMİMİZ UÇUYOR

Bizde siyasilerin kullandığı, “Tencere kaynamıyorsa hükümet gider” şeklinde bir laf vardır. Dünyanın en büyük ekonomilerinden İngiltere’de tencere kaynıyor ama yanlış politikalar nedeniyle yıllık tüketici enflasyonu mart ayında yüzde 7 ile son 30 yılın zirvesine ulaştı. İngiltere’de Ulusal İstatistik Ofisi’nin (ONS) verilerine göre, ülkedeki ekonomik büyüme Şubat ayında geriledi. Sokaktaki vatandaş pahalılığı hissetmeye başladı…
ŞOV ZAMANI
İç siyasette hızla prestij kaybeden Johnson, daha önce parayı bastıran Rus oligarklara verilen ve “Altın Vize” adıyla bilinen, “Tier 1 Yatırımcı Vizesi”ni iptal etti. Oysa İngiliz ekonomisini canlandırmak için verilen bu vizeyle Rus oligarklar Londra’nın büyük bölümünü satın almış hatta Roman Abramoviç gibi Rus zenginler, Premier Lig’de takım sahibi bile olmuştu.
Savaşla beraber Oligarkların mal varlıklarına el konuldu. Rusya’ya uygulanan tüm yaptırımları ya ilk İngiltere gündeme getirdi ya da ilk kabul eden ülke oldu. Johnson Ukrayna’yı ziyaret etti. NATO’ya çağrıda bulundu: “Ukrayna’nın ihtiyaç duyduğu her şey verilmeli” dedi. Rus halkına Rusça mesaj gönderdi. Putin’i savaş suçu işlemekle itham etti. Her gün dünya basınına açıklama yapıyor, her gün savaşla ilgili beyanat veriyor. Hatta Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron Johnson’ı, Kiev ziyaretinde “kendini ön plana çıkarmaya çalışmakla” suçladı.
Dünyada siyaset ve siyasiler kabuk değiştiriyor. Johnson bu taktiği kimden öğrendi bilinmez ama kendi derdiyle boğuşan halkın bir kahraman aradığını öngörmüş durumda! Johnson, dış güçlerle uğraşmaya başladığından beri İngiliz basını da skandalları ve ekonomiyi bir kenara bıraktı; yakında Diriliş Britanya, Kral Arthur’un Dönüşü, Robin Hood gibi dizilerle İngiliz halkının kılıç kuşanıp ekran karşısında fotoğraf çektirdiğini görürseniz şaşırmayın. Tüm halklar gibi İngiliz halkı da bir kahraman arıyor.








