1. Haberler
  2. İngiltere
  3. “Küresel gelişmelere bakmadan Türkiye ekonomisini anlayamayız”

“Küresel gelişmelere bakmadan Türkiye ekonomisini anlayamayız”

Emek Araştırmaları Vakfı’nın (EMAR) düzenlediği söyleşilerin bu ayki konuğu Keele Üniversitesi’nden Prof. Dr. Bülent Gökay’dı. “Neo-liberalizm ve Otoriter Popülizmin Ortasında Türkiye Ekonomisi” başlıklı söyleşide Prof. Gökay

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Söyleşinin moderatörlüğünü yapan Ali Rıza Aksoy, İşçinin Sesi hareketinin liderlerinden Mıgırdıç Baylık’ı ölümünün onuncu yıldönümü nedeniyle anarak konuşmasına başladı.

Prof. Gökay, söyleşinin başında bunun bir politik-ekonomik semineri olduğunu hatırlattı ve şu sorulara yanıt arayacağını dile getirdi: “Türkiye’nin son yirmi yılında neler yaşandı?”, “Bunun altında yatan politik-ekonomik nedenler küresel perspektiften bakıldığında nelerdir?”

ÖZAL BAŞLAYAN DERVİŞ’LE DEVAM EDEN LİBERAL POLİTİKALAR

Türkiye’nin liberal ekonomik politikalarla nasıl dönüştürüldüğü seminerde en çok üzerinde durulan hususlardı. Gökay, bu noktada iki döneme işaret etti. İlki 12 Eylül darbesini yapan zihniyetin darbe sonrasında ve Özal’lı yıllarda ortaya koyduğu politikalar, ikincisi ise 2001 krizinin ardından Kemal Derviş’le başlayan ve AKP ile devam eden neo-liberal politikaların hayata geçirildiği dönem.

heka reklam heka

Gökay, AKP’nin 18 yılda ekonomide nasıl bir yapılanma içeresine girdiğini gelişmekte olana ekonomi olarak tanımladığı Türkiye’den ve diğer küresel aktörlerden örnekler vererek açıkladı.

Bülent Gökay, bu dönemdeki Türkiye ekonomisini anlamak için onlarca kitap, yüzlerce makale yazıldığını ancak bu yayınların birçoğunun küresel hegemonik sistemi ve gelişmeleri gözden kaçırdığını şöyle ifade etti. “Ancak küresel tarihsel açıdan bakıldığında Türkiye’nin 21. yüzyıldaki ekonomik-politik koşullarını anlayabiliriz. Benzer ülkelere baktığımızda da benzer özelliklerle karşılaşıyoruz. Politik ekonominin perspektifinden bakıldığında, dünyadaki trendleri takip ederek ve bir takım rakamları okuyarak gelecek hakkında bir takım tahminler yapılması mümkündür. Burjuva ekonomistler bu noktada ormanı görmek yerine tek tek ağaçları analiz etmeye çalışmakta dolayısıyla sistemin bütünsel yapısını gözden kaçırmaktadırlar.”

POPÜLİZMDEN OTORİTERLİĞE GEÇİŞ

Prof. Gökay, 2001 krizinin ardından yapılan seçimlerde iktidara gelen AKP’nin Kemal Derviş’ten devraldığı IMF politikalarını devam ettirdiğini söyledi. “Türkiye bu dönemde Çin ve Hindistan’dan sonra üçüncü hızlı büyüyen ülke konumundaydı. Bu dönemde, AKP’nin popülaritesini artıran bir başka husus ise enflasyonun tek haneli rakamlara inmesiydi. Yine Avrupa Birliği ile yürütülen müzakere süreci ve yapılan reformlar ucuz işgücü cenneti olan Türkiye’ye yatırımcıları çekti.”

“2002 – 2007 dönemde orta sınıflar büyümüş, OECD’nin rakamlarına göre gelir dağılımı da başlarda azalmıştır. Popülist Neoliberalizm olarak tanımlanacak bu dönemde, rejim ortadaki pastanın bir kısmını işçi sınıfıyla paylaşmaya hazırdı. Bu süreç ancak pasta büyüdüğü sürece devam edebilirdi.”

Türkiye’nin son yıllarını ise otoriterliğin tesis edildiği dönem olarak tanımlayan Bülent Gökay, Türkiye gibi ülkelerin büyümesinin dış yatırımlara bağlı olduğunu ve bu ülkelerin büyümesine rağmen hâlâ dışa bağımlı olmayı sürdürdüklerini ifade etti. Söyleşi soru cevap kısmıyla devam etti.

“Küresel gelişmelere bakmadan Türkiye ekonomisini anlayamayız”
Yorum Yap
heka reklam heka

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Londra Gundem ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!