“Kendi donanmanı kendi ellerinle hapse attın… Şimdi Karadeniz’de savaş çıkarsa halimiz noolur diye endişe ediyorsun değil mi canım kardeşim? Bu kafayla gidersen, değil savaş gemisi kullanacak, kürek çekecek adam bile bulamazsın diye uyardığımızda bize küfrettin, bizim de hapse atılmamızı istedin.
E şimdi, Karadeniz’de gemilerin mi battı da, böyle kara kara düşünüyorsun canım kardeşim?” sözleriyle başladığı yazısında
Aman sakın ha Montrö’yü esnetmeye kalkışmayın diyen emekli amirallerin ayağına kelepçe taktıklarında pek sevinip, pişmiş kelle gibi sırıtan sen değil miydin canım kardeşim?
Bak görüyorsun, İstanbul Boğazı’ndan lüfer akını gibi Rus savaş gemisi geçiyor, en son Rus denizaltısı geçti, Amerikan savaş gemileri Karadeniz’le Akdeniz arasında vızır vızır çalışıyor, sanırsın şehir hatları vapurudur, biri giriyor, biri çıkıyor.
Ne bok yiyeceksin şimdi canım kardeşim?
“Biz Ukraynalı değiliz” diyerek, Ukrayna’nın cart diye bölünmesine sebep olan Donbas bölgesinin nüfusu sadece 3.5 milyon kişi.
Peki, hobaraa diye Türkiye’ye doldurulan 9 milyon Suriyeli, yarın öbür gün senin başına aynı derdi açmayacak mı?
Niye özellikle Hatay’da Türk nüfusunu geçmeye çalışıyorlar, a benim ileri zekalı canım kardeşim?
yazının tamamı https://www.sozcu.com.tr/2022/yazarlar/yilmaz-ozdil/ukrayna-6970369/








