Tüm dünyada olduğu gibi İngiltere eğitim sistemi de Covid sebebiyle zorlu bir dönemden geçti. Tam kapanma ile birlikte online eğitime geçen öğrenciler, geleceklerini belirleyen iki büyük sınav olan GCSE ve A Level sınavlarına hazırlanırken asıl sınavı verecek olan ise ülke okulları, öğretmenleri, sınav kurulu ve sınav merkezleri olacaktı.
10 Ağustos’ta açıklanan A Level ve 12’sinde açıklanan GCSE nihai sonuçlarına kadar nefesler tutuldu. Öğrencileri, öğretmenleri ve hatta velileri daha önce tecrübe etmedikleri bir sistem ile bu tarihe kadar teyakkuzda tutan süreç nasıl işledi?
Yabancı diller statüsünde ülke sınavlarında ortalamaya dahil edilen Türkçe GCSE ve A Level sınavları genel işleyişi ve Covid olağanüstü süreci ile ilgili A Level ve GCSE öğretmeni Ayşegül Bıçkıcı, bize özellikle ailelerin kafasında soru işareti oluşturan noktalara perde arkasındaki bir isim olarak açıklık getirdi.
LG: Biz sizi haberci ve televizyoncu kimliğinizle tanıyoruz daha çok. Eğitimci yönünüzü bilmeyenler için bu vasfınızı tanıtmakla başlayalım.
AB: Elbette. Ben öncelikle Mimar Sinan Üniversitesi Türkoloji mezunu bir Türk dil bilimci ve 20 yılı aşkın süredir Türkiye’deki önemli okullarda hizmet vermiş bir eğitimciyim. İBB sunucusu iken hasbel kader ekran ile tanışmam ile birlikte gazetecilik okumaya başladıktan sonra yaptığım haber spikerliği ve sunuculuk, yine asla eğitimci vasfımdan uzaklaşmadan eş zamanlı gerçekleşti. Eşit miktarda iki alana da yetişiyor, daha önemlisi tüm gelişmeleri takip ederek birbirini besleyen hale getiriyordum. Diksiyon, etkili iletişim, nefes ve konuşma terapisi eğitimleri ile televizyondaki eğitim programları bu dönemlerde başladı. ‘Yabancılara Türkçe’ alanı ise henüz yeni açılan bir departmandı. Yıldız Teknik’te bu uzmanlığı aldığımda bambaşka bir dünyayı keşfettim: İkidillilik. İşte İngiltere’deki Türkçe eğitim hayatımın temelini oluşturan asıl bu uzmanlıktır. Bu ülkeye yerleştiğim ilk günden itibaren medya faaliyetlerimin yanında yabancılara, bilingual denilen iki dilli çocuklara Türkçe öğretmekle ve ülke eğitim sistemine dahil olmakla ilgili eğitimlerimi, sertifikalarımı tamamlamakla başladım işe. Sonrasında Türkçe GCSE ve A Level sınavlarında uzmanlaşmamda Türk Dili Eğitim Konsorsiyumu’nun emeğini söylemeden geçmemeliyim.
İNGİLTERE’DE TÜRKÇE SINAVA GİRMEK MÜMKÜN MÜ?
LG: Biraz GCSE ve A Level sınavlarından bahsedebilir miyiz? Nasıl oluyor da yabancı bir ülkede öğrenciler Türkçe sınava girebiliyor?
AB: Bu sorunun cevabı benim çok detaylı kavratmak istediğim hatta Türkiye gibi imparatorluk karakteri gösteren, farklı dil ve ırkların mozaiği bir ülkeden gelen biri için şaşırtan, göz yaşartan bir konu. Bizim ülkemizde Ermenice, Kürtçe, Çerkezce, Lazca, Rumca gibi toplumun parçası olan, kültürel katkı sağladığı bilinen bir kesimin konuştuğu dillerin üniversite sınavlarında öğrencilerin seçmeli olarak alabilecekleri sınavlar olduğunu düşünün. Kulağa nasıl geliyor? Burada durum tam da böyle. 40 yılı aşkın süre önce KKTC ve Türkiye’den gelen eğitimci büyüklerimizin büyük savaşlar vererek aldıkları bir hak. Türk dili adına kazanılan bir zafer. Birleşik Krallık’ta yaşayan Türkçe konuşan toplumun azımsanmayacak varlık ve katkısının ispatı. İngiliz eğitim sisteminde milliyet bazında ülkede yaşayan insan sayısına ve dil-kültürlerini koruma, çeşitliliğe katkı sağlama çabalarına göre ana dillerinden sınav alma hakkına sahip olan 18 dil var ve Türkçe bunlar arasında yer alıyor. Bu sizce de çok önemli değil mi? Sadece Londra’da 300’den fazla dil konuşulduğunu hatırlatırsak belki daha dikkat çekici hale gelebilir. Öğrencilerin çoğunlukla İngilizce bilmeyen göçmen ebeveynlerin çocukları olmasıyla başlayalım işe, başlarda Türkçe sınav katılımı elbette çok daha yüksekti. Çünkü çocuklar aileleriyle iletişim için Türkçe bilmek ve konuşmak zorundaydı. Türk okullarının varlığı ve her okulda 1000’lere ulaşan öğrenci mevcutları bu döneme denk düşer. Ancak ikinci, üçüncü nesil derken ebeveynler de artık İngilizce öğrendi ve Türkçenin az konuşulmasıyla ortaya birden fazla sorun çıktı. Birincisi Türk dil ve kültürünün yaşatılması konusunda gönüllü çabalarla büyük savaşlar veren Türk okullarının giderek azalan mevcudu, ikincisi Türkçe sınavlara azalan taleple elde edilen sınav hakkını kaybetme tehlikesi, üçüncüsü ve daha acısı göz göre göre bir anadilin kaybolmaya yüz tutuşu. Şimdi ise yeni bir döneme giriyoruz diyebiliriz. Türkiye’den gelen ailelerin artışı ile başta yaşanan senaryo tekrarlanıyor ve Türk Dili Konsorsiyumunun yıllar önceden bugüne taşıdığı çalışmalarının kıymetini bu zor sınav yılında hep birlikte tecrübe ettik.
LG: Öğrenciler Türkçe sınav almak istediklerinde ne yapmalılar, olağan süreç nasıl işliyor?
AB: Öncelikle GCSE’den başlayalım. Öğrenci 9-11. sınıflarda (14-16 yaş) GCSE alma hakkına sahiptir. İngilizce mutlak olmak üzere, eğilimine göre istediği sayıda dersten alabilir. (Biz ‘ne kadar fazla, o kadar iyi’ diyoruz hep ama öğrencinin durumuna göre en yapabileceği derslerden alıp motivasyonunu kötü etkilememesine özen göstermeli) Türkçe, yeni bir dil öğrenerek zaman harcayacakları bir yabancı dilden çok daha avantajlı çocuklarımız için. O nedenle genelde bir yabancı dilin yanında Türkçe GCSE de rahatlıkla yapılabiliyor. Bilinguil sorunları ve sistemle ilgili kuralların kavratılmasının yanında ikidilli lisan eğitim sistemiyle rahatlıkla Türkçenin düzey için yeterli tüm kurallarını da öğrenmiş oluyorlar.

Türkçe sınav talebinde bulundukları anda okullarının sınav ofisi kayıtlarını yapar. Türk öğrenci yoğunluğu olan okullarda Türkçe öğretmeni de istihdam edilir ve dersi verilir ama diğerlerinde öğrencinin temin ettiği öğretmen okulla iletişim kurar. Öğretmen yıl boyunca öğrenci ile ders yapar, öğrenci 3 disiplinden sınavlarını kendi sınav merkezi olan okulunda olur, son disiplin olan konuşma için öğretmen devreye girer ve kayıt altına alınacak olan konuşma sınavını gerçekleştirir. Sonra bu ve diğer sınav kağıtları okul tarafından sınav kuruluna (Pearson) gönderilir. Sınav okumaları sınav kurulunun examiner vasfıyla istihdam ettiği kişiler tarafından yapılır ve biz nihai notu sınav kurulundan alırız.
Ancak her okul yabancı dillerden yapılacak sınavlarla ilgili sorumluluk almayı istemez. Burada anlayışlı ve ırklara saygılı okul yöneticileri ile diğerleri arasındaki farkı tecrübe ettiğimiz olur. Türkçe konuşan toplumun yoğun yaşadığı bölgelerde birçok okul düzenli olarak sınav merkezi olmuştur. Ancak Covid sürecinde tüm dengeler değişti ve bu okullar bile öğrencilerin sınav kayıtlarını uyarısız iptal ettiler. Öğrenciler emek verip hazırlandıkları dersten sınav alamayacak duruma geldiler. Ama bu kötü süreçten iyi bir gelişme doğdu. Türk Dili Konsorsiyumu, Pearson ile uzun mücadele sonrası sınav merkezi olarak onaylandı ve onlarca mağdur çocuğumuzun güzel haberini aldık bugün.
COVİD SÜRECİNDE SINAVLAR İPTAL EDİLDİ ÖĞRENCİLER MAĞDUR OLDU
LG: Covid sürecini anlatabilir misiniz? Sınavlar iptal edildi ve sonrasında neler oldu?
AB: Sınav kurulu sınavları öğretmen inisiyatifine bıraktı. Yıl içinde yayınladığı ve sürekli güncellediği yönergelerle de ortaya kaçınılmaz bir kafa karışıklığı çıktı. Bu, bahsi geçen 18 dil için de geçerli. Konsorsiyum burada diğer tüm dillere ve özel sınav merkezlerine model olarak gösterilen ve ödül alan bir çalışma yaptı. Tüm öğretmenlerine aylık güncelleme, moderasyon ve bilgilendirme seminerleri verdi. Her anlık gelişmeden tüm konsorsiyum öğretmenlerinin bilgisi olmasını sağladı. Bildiğiniz gibi öğrencilerimizin sınavlarını biz uyguladık, okuduk ve TAGs denilen notlarını biz verdik. Fakat hangi soruya kaç puan vereceğimizi bile aramızda tartışarak yaptık bunu. Kendi içimizde birlik ve denge sağladık. Hakkaniyetli olmaya özen gösterdik. Yapılan sınavlar sonrası tüm kanıtlar ve portfolio bir öğrenci dosyası halinde Konsorsiyumun sınav merkezine ulaştı. Orada titizlikle gerçekleşen son moderasyon sonrası emanetlerimiz sınav kuruluna gönderildi. Bu arada elbette bunların hepsinin online gerçekleştiğini hatırlatmalıyım. Çok stresli, vebal taşıyan büyük bir operasyon yönetildi. Burada Konsorsiyum başkanımız Sayın Nuriye Mertcan’ın hakkı ödenmez. Tüm Türk okulu ve özel üye öğretmenlerin merkezi genel seminerleri almasını da sağladı. Bir okulda kadrolu çalışan değilseniz ulaşamayacağınız tüm belgelere erişimimiz sağlandı. O nedenle bizimle öğrencileri için iletişim kuran İngiliz okullarına karşı da yüzümüz ağardı. Ben kendi adıma birçok İngiliz okulundan sınavlara hakimiyet, online eğitim tecrübesi, güncel bilgiler ve profesyonellik başlıklı tebrik ve takdir içeren mektuplar aldım. Bunların çoğu Londra’dan uzakta özel okullar. Bu durumun, Türkçenin sınavlardaki yeri ile ilgili oldukça büyük bir fark yaratacağını ve diğer toplumlarda olumlu temsil niteliği taşıyacağını düşünüyorum.
LG: Burada Türkçe sınavlara öğrenci hazırlamak için iyi Türkçe bilmek yeterli mi?
AB: Lütfen en önemlisini gözden kaçırmayın, yeterlik. Bu sadece branşta değil, sistemde de şart. Ben Türkiye’den yıllardır uzaktayım, üniversite sınavlarının ismi bile takip edemeyeceğim sayıda değişti. Öğrenciye Tanzimat Edebiyatı anlatırım ama sınav sistemi ile ilgili bir noktada eksik kalırım. Önce bunu tamamlamam gerekir. Kaldı ki burada yıllardır GCSE ya da A Level sınavlarına öğrenci hazırlayan öğretmenler bile yenilenmek zorunda. Çünkü yıllardır OCR’ın yaptığı sınavları Pearson aldı ve sınav sistemi, karakteri tamamen değişti. Biz bunların da eğitimini alıyoruz düzenli olarak. Bir İngiliz okuluna mock exam diye OCR sınavını sunan bir meslektaşımız -daha çok onun öğrencisi- adına üzülüyoruz o nedenle. Bir başka arkadaşımızın ‘Türkçe sınavların üniversiteye bir etkisi olmadığı yanlış bilgisini’ bir canlı yayın platformunda yüzlerce veli ile uzman görüşü olarak paylaşması gibi. Üzülüyoruz sadece..
Bir başka önemli konu. Bu ülkede çocuk koruma ve önlem programları zannedildiğinden daha ciddi işliyor. 18 yaşından küçük bir öğrenciye child protection ve safeguarding sertifikası olmadan ders veremezsiniz, yaklaşamazsınız. DBS ve bu eğitimlerin sertifikaları her yıl yenilenir. Bazı İngiliz okulları ayrıca kendileri de vermek isterler, onu da alırız.
Yine çok önemli bir konu ve ayrıca başta A-Level’dan bahsetmemiştik. Onu açalım biraz. ‘Dil organik bir varlıktır’ diye öğrendik biz Türkoloji’nin ilk günü. Konuşulduğu müddetçe yaşar, gelişir, değişir ve takibe muhtaçtır. Dil öğreticileri de kendilerini yenilemeye muhtaçtır. O nedenle yeni yayınları takip etmek, eğitimlerle zinde kalmak zorundadırlar. Branşa hakim eğitimcinin, çok entelektüel bir dil kullanıcısından farkı öyle bir yerde anlaşılır ki öğrencinin güvenini yitirmeniz tüm piramidin dağılmasına sebep olur. İşte bu fark Türkçe A Level’da rahatlıkla ortaya çıkar. A Level Pearson ile yola devam ettikten sonra daha akademik bir karaktere bürünmüş, film ve kitap analizleri, araştırma makaleleri daha ileri düzey bir dil kullanıcısını hedefler hale gelmiştir. O nedenle daha fazla çabayı hakettiği gibi yönlendiricisinin branşında uzman ve sınav sistemine hakim bir şahıs olmasını da hak eder. Cevap anahtarında yazmayan incelikler vardır. Bu sınav sistemindeki cevap anahtarına hakim olabilmek, hakkını vererek puanlama yapabilmek bile büyük zaman ve beceri isterken (sadece 1 sorunun cevabı 3 sayfa sürebiliyor) biz cevap anahtarı öğretmenliğinin ötesini hedefliyoruz.
“BEŞ FARKLI BRANŞTA DERS VERİYORUZ”
LG: Türk okullarından bahsettiniz. Biraz açar mısınız, Türk okulları nerededir, ne iş yapar, Konsorsiyum ile bağlantısı nedir?
AB: 1960 yılında İlk Türk dernek okullarının kurulması ile başlıyor Türk okulları. 2000 yılında da bu okullar Türk Dili, Kültürü ve Eğitim Konsorsiyumu adlı çatı altında toplanıyor, TC eğitim müşavirliği ve KKTC eğitim ateşeliği ile çalışıyor. (Kuzey Londra’da yoğunlukla olmak üzere Bristol’a kadar 40’a yakın okul.) Okul sonrası ya da haftasonu eğitim veren Türk okullarında birinci seviyeden A Level’a kadar derslerin yanında ders dışı etkinlikler, bilgi yarışmaları, şiir şölenleri, turnuvalar, halk oyunları, milli törenler yapılmaktadır. Konsorsiyum da tüm okul ve öğretmenlerin eğitim, koordinasyon ve moderasyonundan sorumludur. Ben de aynı zamanda bir Türk okulunun GCSE bölüm başkanı olarak görev yapıyorum.
LG: Siz ayrıca kendi eğitim şirketiniz çatısında bir online okul olmaya da başladınız bildiğimiz kadarıyla. Biraz da sizin online derslerinizden bahsedelim.
AB: Türkiye ve İngiltere’de 5 ayrı branşta Türkçe kurumsal ve bireysel eğitimler zaten veriyordum. Türkiye’den az sayıda öğrencime online birkaç yıldır ders vermeye başlamıştım ama burada çok tercih etmemiştim. İlk kapanma ile Türk okulları olarak ilk hafta itibariyle yerli bir platform olan Web.tv’den derslere vakit kaybetmeden başladık. Ama farklı düzeyde ve şehirlerden gelen taleplere de kendi şirketim adına ayrı bir platformdan cevap veriyordum. Bir iki branş derken şimdi yine Türkçe GCSE, A Level, Diksiyon ve Etkili İletişim, Konuşma ve Nefes Terapisi ile Yabancılara Türkçe olmak üzere 5 branş olarak tamamen online sistemde derslerim devam ediyor. Tatil döneminde bile sınava öğrenci yetiştiriyoruz. Diksiyon dersleri için zor olabileceğini düşünmüştüm ama oldukça yolu kısaltan bir eğitim müfredatı ve program oluşturarak onu da mümkün hale getirdik. Şimdilik bireysel eğitimler olarak devam ediyor, grup eğitimleri daha çok diğer branşlarda mevcut ama Ekim ayinda 4-5 kişilik grup eğitimlerine de başlayacağız. Bu arada Türk Eğitim Birliği çatısı altında AB Teams Akademi eğitimleri devam edecek.

LG: Peki, medyacı kimliğinizle artık göremeyecek miyiz sizi?
AB: Artık haberci, sunucu, medyacı kimliğimi eğitime pozitif transfer yapabileceğim şekilde işe koşmayı arzu ediyorum. Ama elbette buraya geldikten sonra da o alanda güzel işler yaptık. Haber, sağlık, eğitim, hukuk programları hatta bir de belgesel-biyografi çektik. Yine de güzel fikirler var aklımda. Ayağı yere basan, hissedebileceğim bir proje olursa yer almayı arzu edebilirim. Ama artık önceliğim eğitim ve eğitim işi yüksek planlama gerektiriyor. Zaman bulabilirsek neden olmasın?
LG: Sormayı unuttuğumuz, eklemek istediğiniz bir şey var mı?
AB: Öncelikle sizi Londra haber platformları arasına yeni bir soluk olarak geldiğiniz için kutlarım ve bu önemli haberi paylaşmama vesile olduğunuz için tesekkur ederim. Ve elbette Türkçe A Level ve GCSE sonuçlarıyla yüzümüzü güldüren tüm öğrencilerimizi kutlarım. Sonrasında ailelere seslenmek istiyorum. Dil bilinçtir, varlık dil sürekliliği ile sabittir. Türkçenin yaşamasına katkıda bulunun.
Lütfen unutmayın! Konsorsiyum olarak artık bir sınav merkeziyiz. Çocuklarınızın Türkçesini, geleceklerini şekillendirecekleri bir başarı fırsatına dönüştürün!
Ve yeni dönem için;
- Çocuklarınızın sınav kaydından emin olun!
- Kayıt yaptıramayanlar bize ulaşın.
- TR’den yeni gelen aileler, çocuklarınızın hala çiçek gibi Türkçesini avantaja çevirin!
- Bu arada Türkçe sınavların üniversiteye etkisini bilmeyenler, lütfen UCL’in sayfasına bakın!
- Ülke sistemine ve branşa yabancı şahıslardan edinilen bilgi kirliliğine engel olun…
Ayşegül Bıçkıcı’ya ulaşmak için: www.abtems.com








