Beş gündür haber alınamıyordu…
Ailesi, arkadaşları, onu hiç tanımayan insanlar… Sadece sosyal medyada ağız dolusu gülen ve yaşama sevincini gösteren fotoğrafını gören herkes paylaşıyordu aynı endişeyi…
Neredeydi Pınar?
Endişeli bekleyiş acı bir haberle son buldu!
Solmuştu gülen yüzü…
“Adına aşk dediği, tutku dediği, kıskançlık dediği bahanelerin ardına saklanan bir cani tarafından katledildi hayatının baharındaki gülen yüz…
Peki katil sadece evli ve bir çocuk babası Cemal Metin Avcı mı?
27 yaşındaki gencecik bir insanı yakıp sonra bedenini bir varile koyup üzerine beton döken sadece Cemal Metin Avcı mı?
Hepimiz masum muyuz yani?
Bizim hiç suçumuz yok mu?
“Kadın kısmı, eksik etek… Ne işi varmış o saatte dışarıda… Evli adamla mı berabermiş? Kızını dövmeyen dizini döver…” diyen sen, ben, o, senin annen, senin baban, dayın, amcan hatta yengen suçsuz mu? Onlar da, sen de, ben de bu katliamın bir parçası değil miyiz?
“Kadın ile erkeği eşit konuma getiremezsiniz. Bu fıtrata terstir”
“Kız ve erkek öğrencilere birlikte eğitim yaptırılmasını büyük bir yanlışlık olarak değerlendiriyoruz”
“Hanfendi sus bir kadın olarak sus”
“Hamileliği davul çalarak ilan etmek bizim terbiyemize aykırıdır. Böyle karınla sokakta gezemezsin”
“Kadınsa herkesin içinde kahkaha atmayacak…”
Bu lafları televizyon ekranlarında meclis kürsüsünde haykıran siyasiler, sözde din adamları bu cinayetten muaf mı tutulacak? Pınar’ın katili sadece Cemal Metin Avcı mı? Sen, ben, o, biz cezalandırılmayacak mıyız?
Aynaya bakın beyler masum musunuz, masum muyuz?
Kendi kızımıza bir hakarette tüm dünyayı yakıp yıkacak, gerekirse hakaret edeni cezalandıracak, bazen gücümüz yetiyorsa darp edecek, sosyal medyayı kapatmakla tehdit edecek, bazen elimize silah alacak kadar erkeğiz ama…
“Ben kızımın cenazesini almaya gelmişim. Sessiz sedasız kızımı götürmek istiyorum, şu anda doktor bey bana diyor ki ‘DNA testi bekleyeceksiniz acaba kızınız mı değil mi? 15 gün sonra cenazeyi alırsınız. Ben 15 gün burada yaşayamam” diyen babanın acısını hissedebilecek kadar hanginiz, hangimiz erkek?
Eril bir yazı mı oldu?
Pınar ve onun katillerine çanak tutan erkeklerin anlayabileceği tek dil bu… O yüzden soruyorum tekrar? Erkek misiniz, erkek miyiz?
‘İstanbul Anlaşması’nın altına imza atabilecek kadar erkek misiniz?
Ben bu soruyu sorarken İstanbul Maltepe’de sevgilisi Didem Mengü’yü başına parke taşıyla vurduktan sonra boğarak öldüren ve bavula koyan Abdulsalem Günay, “10 yılı aşkın süredir ilişkimiz vardı pişmanım” diye ifade verdi kravatı ile iyi hal indiriminden medet umarak.
Cümleye noktayı koyduğumda; Erzurum’da 30’lu yaşlarındaki bir adamın, sevgilisi olduğu iddia edilen genç kadını saçlarından tutup, küfrederek darbetmesi görüntüleri düştü sosyal medyaya…
Tekrar soruyorum bu kadınların katili kim?
Bu günlük bu kadarı fazla derken, İzmir’in Menemen ilçesinde yaşayan 16 yaşındaki Eylem Hıdırtepe’den, dün Manisa’ya gitmesinin ardından haber alınamadığı bildirildi.
Tam nefesim daraldı derken Düzce’de pazartesi günü evinden ayrılan 17 yaşındaki Damla’nın bulunması için sosyal medyada kampanya başlatıldı.
Bu kız çocukları için sadece dua mı edeceğiz?
Onları korumak için hiçbir şey yapmayacak mıyız?
Netflix’deki eşcinsel karaktere gösterdiğiniz tepkiyi bu kızları için göstermeyecek misiniz?
Bu kızlar sizin kızlarınız değil diye mi önemsiz?
İktidarın, muhafazakar kesimin ısrarla karşı durduğu İstanbul Anlaşması ne kadar kötü olabilir?
Kadınları korumayı amaçlayan bu anlaşma sizin kafanızdaki kadını daha mı ahlaksız yapar?
Daha mı özgür kılar?
Daha mı güvende hissettirir?
Atmak istemediğiniz bu imza kadınların hayatından daha mı değerli?
Sizin kızlarınızla bu kızların değeri aynı değil mi?
Onlara edilen hakarete dünyayı yakabilecek iken, diğer kızlarımız öldürülmesin diye bileğinizi oynatıp bir imza atmak bu kadar mı zor?
Neden karşısınız İstanbul Sözleşmesine? İstanbul Sözleşmesi uluslararası hukukta, şiddetin kadın erkek eşitsizliğinin ve kadınlara karşı yapılan ayrımcılığın bir sonucu olduğunun vurgulandığı ilk sözleşme diye mi?
Kadına bu ülkenin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün verdiği değeri, seçme ve seçilme hakkını hatırlattığı için mi?
İstanbul Sözleşmesi fiziksel, cinsel, ekonomik ve duygusal şiddetle her tür şiddetle mücadele konusunda “Önleme, Koruma, Kovuşturma ve Destek Politikalarından” oluşan dört temel yaklaşım içeren bir sözleşme olduğu için mi?
Nedir kadınlarla alıp veremediğiniz?
Ne yapalım?
Cennet anaların ayaklarının altında klişesine yaslanıp tüm kadınları;
ihtirasımıza karşılık vermedikleri, mini etek giydikleri, dayak yemekten usanıp boşanmak istedikleri, arkadaşlarıyla gezmek istedikleri, okumak istedikleri, kalıplara uymak istemedikleri, sizin gibi düşünmedikleri, sizden daha cesur oldukları, sadece kadın oldukları için öldürelim ve rahatlayalım mı?
Nasıl olsa bir takım elbise ve bir kravata bakıyor iş değil mi?








