Merhaba Toprak ve Burak. Kurucusu olduğunuz Akademi Samsara için bir aradayız. Öncelikle sizleri tanıyalım dilerseniz…
Toprak: Toprak Ali Özkan. Klinik psikolog ve psikoterapistim. 10 yılı aşkın süredir insanlara psikolojik destek sağlıyor, onların kendi sorunlarına çözüm bulmalarına vesile olmayı amaçlıyorum. İnsanların yaşam yolculuklarına eşlik etmeyi ve bu süreçte öğrenmeyi çok seviyorum. Farklı kültürleri tanımak, o kültürlerdeki insanlarla tanışmak ve yeni şeyler öğrenmek beni heyecanlandırıyor. Klasik ve çağdaş sanat, edebiyat, felsefe, dinler, inançlar, mitolojiler ve mistisizm, ilgimi çeken alanlar arasında yer alıyor.
Toprak Ali Özkan
Burak: Ben, Burak Albayrak, yazar ve editörüm. Yıllardır yazın dünyasında yer alıyorum. Kariyerime kitap satış elemanı olarak başladım, sonra fanzinler ve edebiyat dergileriyle yavaş yavaş bu dünyayı keşfettim. İthaki Yayınları’nda çalışarak birçok önemli projeye imza attım ve yerli edebiyatı daha geniş kitlelerle buluşturma fırsatı buldum. Yazarken amacım, sadece bir hikâye anlatmak değil, insanların iç dünyalarına dokunmak. Edebiyat dışında felsefe, mitoloji, ezoterizm, teoloji, sanat, okültizm ve farklı kültürlerle de ilgileniyorum. Şu anda, insanların düşüncelerini ve duygularını derinlemesine keşfeden hikayeler yaratmaya devam ediyorum.
Akademi Samsara’nın isminde derin bir anlam gizli gibi görünüyor. “Samsara” ne anlama geliyor ve bu ismi seçerken neyi hedeflediniz?
Burak: Çok haklısınız, “Samsara” oldukça anlam yüklü bir kelime. Sanskritçeden gelen bu terim, insanın aynı döngüleri tekrar tekrar yaşaması, bu süreçte kendini kısıtlayan hataların içinde sıkışması anlamına gelir.
Burak Albayrak
Ancak, biz Akademi Samsara olarak bu kelimeyi negatif bir çağrışımla ele almadık. Aksine, bu döngüleri fark etmek, hatalarımızı görmek ve onları iyiliğe, güzelliğe dönüştürmek için bir fırsat olarak değerlendiriyoruz. İnsanlara farkındalık kazandırmak, kendi içsel döngülerini keşfetmelerine yardımcı olmak ve onları bu döngülerden özgürleşmeye teşvik etmek temel amacımız.
Samsara’nın farkındalıkla ve doğru bir niyetle ele alındığında, kişisel ve toplumsal dönüşüm için güçlü bir ilham kaynağı olabileceğine inanıyoruz. İşte bu yüzden, ismin anlamını da bağlamını da gururla taşıyoruz.
Akademi Samsara olarak misyonunuz nedir? Neler yapmayı hedefliyorsunuz?
Toprak: Akademi Samsara, bireylerin kendilerini derinlemesine keşfetmeleri için psikoterapi, ezoterizm, mistisizm, sanat, edebiyat ve dramayı bir araya getiren eşsiz bir platformdur. Doğu’nun kadim bilgeliği ile Batı’nın bilimsel yaklaşımını harmanlayarak, katılımcılarımıza anlam dolu bir içsel yolculuk sunmayı amaçlıyoruz.
Misyonumuz, bireylerin ruhsal derinlik kazanmasına, yaşamlarını olumlu yönde dönüştürmesine ve kendi potansiyellerini fark etmesine rehberlik etmek. Düzenlediğimiz eğitim ve atölyelerde, sanatın ve bilimin sınırlarını aşan bir anlayışla, hem içsel huzur hem de toplumsal farkındalık geliştirmeyi hedefliyoruz.
Ayrıca, Akademi Samsara, güvenli ve ilham verici bir öğrenme ortamı sağlayarak katılımcıların kendileriyle daha güçlü bağlar kurmasına, içsel yolculuklarında derinleşmesine ve kendi dönüşüm süreçlerini başlatmasına destek oluyor. Burası sadece bir öğrenme yeri değil, aynı zamanda anlam, bağlantı ve farkındalık arayışı için bir rehberlik merkezi.
Akademi Samsara’nın düzenleyeceği etkinliklerden bahseder misiniz?
Burak: Elbette. Akademi Samsara, ilk etkinliğini 24 Aralık 2024’te yaptık, Kendini Bulma Atlası adlı çalışmayı online olarak gerçekleştirdik. Bu etkinlik, bireylerin kendilerini daha derin bir farkındalıkla keşfetmelerini sağlamak amacıyla özel olarak tasarlandı.
Etkinlik sonrası yolculuğumuz, Ocak ve Şubat aylarında düzenleyeceğimiz Hakikat Çemberi ve Gölgenin İzinde adlı yine online çalışmalarla devam edecek. Bu üç bağımsız modülden oluşan seri, katılımcıları toplumsal maskelerin ötesine geçmeye, bilinç ve farkındalığın sınırsız doğasını keşfetmeye davet ediyor.

İlk çalışmamız Zoom üzerinden 90 dakikalık bir formatta gerçekleşti ve Hindu bilge Sri Ramana Maharshi’nin öğretilerinden ilham aldık. Bu yaklaşım, yoğunlaştırılmış farkındalık deneyimleriyle katılımcılara sadece bireysel keşif değil, aynı zamanda daha geniş bir bilinç alanına dahil olmanın anlamını da sunmayı hedefliyor.
Eğer bu etkileyici çalışmalar hakkında daha fazla bilgi almak isterseniz, Akademi Samsara’nın Instagram hesabını ziyaret edebilir ya da akademisamsara@gmail.com adresine e-posta gönderebilirsiniz.
Akademi Samsara’nın Hakikat Çemberi ve Gölgenin İzinde adlı diğer modüllerinden de bahseder misiniz?
Toprak: Öncelikle bu üç çalışmanın birbirinden bağımsız olduğunu hatırlatmak isterim. Gölgenin İzinde, Akademi Samsara’nın Ocak ayında düzenleyeceği ve tamamen online olarak gerçekleştirilecek 90 dakikalık bir çalışmadır. Bu modül, bireylerin kendi gölge yanlarını fark etmelerine ve bu yönleriyle yüzleşmelerine rehberlik etmeyi amaçlıyor.
Budizm’deki Bhumisparsha Mudra—toprağa dokunma hareketi—bu çalışmaya ilham veren önemli bir simge. Gautama’nın aydınlanma yolculuğunda, karanlık tarafı temsil eden Mara’nın meydan okumalarına rağmen yerini ve kararlılığını bulduğu bu hareket, kendi gölgelerimizle yüzleşmenin önemini hatırlatır.
Bu etkinlik, bireylere korku, endişe ve şüphe gibi içsel engellerini dile getirme ve bu engellerle başa çıkmayı öğrenme fırsatı sunar. Özşefkat ve sağlıklı yetişkin yanını güçlendirmeyi hedefleyen çalışma, Budizm’in bilgelik öğretileri ile psikoterapinin derinleştirici yaklaşımlarını harmanlıyor. Katılımcılar, kendi içsel yolculuklarında hem pratik araçlar kazanacak hem de daha dengeli bir ruh haline ulaşmanın yollarını keşfedecekler.
Hakikat Çemberi ise acımızı, kaygımızı, öfkemizi ve dünyaya olan sevgimizi hatırlamak için düzenlenen dönüştürücü bir ritüel. Şubat ayında online olarak gerçekleştirilecek bu çalışma, bireylere hem toplu hem de kişisel bir şifa alanı sunmayı amaçlıyor.
Bu modül, travma, keder, kaygı, yas, öfke ve korku gibi derin duygulara tanıklık etmeye ve onları ifade etmeye davet ediyor. İster bu duygularınızı paylaşmayı seçin, ister sadece dinleyici olun, Hakikat Çemberi dönüştürücü ve iyileştirici bir deneyim vaat ediyor. Bedenimizde, zihnimizde ve ruhumuzda tıkanıklıklara neden olabilen bu duygularla temas kurmak, şefkat ve kabulle dönüşüm sağlayabiliyor.
Birçok katılımcı, bu deneyimden sonra daha dingin, daha huzurlu ve kendilerine karşı daha şefkatli hissettiklerini paylaşıyor. Hayatın zorlukları, aslında değerli ve anlamlı bir şeylere işaret ediyor: Sevgi, umut, özgürlük, sağlık, kabul ve şefkat. Bu çemberde, bireyler kendi acılarıyla ve dünyanın acısıyla yeniden doğru bir bağ kurmayı öğreniyor; hissetmek, konuşmak, dinlemek ve paylaşmak için güvenli bir alan buluyorlar.
Kendi içimizdeki gerçekleri kabul ettiğimizde, değişim kaçınılmazdır. Bu çember, katılımcıların içsel bir dönüşüm yolculuğuna çıkmasına rehberlik ediyor.
Ayırdığınız zaman ve verdiğiniz bilgiler için teşekkürler. Yolunuz açık olsun…
Toprak ve Burak: Biz teşekkür ederiz.








