Yaşadığınız her alanın yazılı olmayan kendi içinde kuralları ve kendi gerçekleri de vardır.
Güzel ülkem Türkiye’min de her şehrinin, her semtinin birbirinden farklı dinamikleri var. Bir Cumhuriyet kadını olarak elbette bende bu farklılıkların içinde büyüdüm. Bu farklılıklar, bu çeşitlilikler kadın kimliğimizle bazen bize zorlukları bazen de kolaylıkları yaşatıyor. Sıcakkanlı, samimi, misafirperver, yardım sever tutumlar kolaylığımız olurken, eteğimiz, şortumuz, dekoltemiz, bikinimiz, kahkahamız, yapmak istediğimizi yapamayışımız ve sürekli üzerimizde hissettiğimiz toplum baskısı maalesef en büyük zorluklarımız oluyor.
Gerek evimin, gerek iş yerimin metropol bir kent olan İstanbul’un kalbinde, Beşiktaş’ta olması beni belli zorluklardan uzaklaştırsa da bütünü değiştirmeye yetmiyor. Hele de iş dünyasında aktif roller üstlenen bir kadınsanız yaşayabileceğiniz tüm zorlukları ikiye katlayın. Evet, yaşadığım semt itibari ile kendimi şanslı saysam da iş hayatının içinde her an her yerde bulunma hali, her an sizi rahatsız edecek bir tutumla, bir durumla karşılaşma halini, haliyle artırıyor. Bazen kemirgen gözleri üzerimde hissettiğim son derece rahatsız edici ve bitmek bilmeyen dakikalar, bazen bakışlarıyla içten içe kıyafetinizi, makyajınızı ya da her hangi bir tercihinizi sorgulayan hal ve tutumlar, bazen ise nezaketsiz, hoyrat davranışlar canımızı sıkmakla kalmaz öyle ki bizi mutsuz kılar ve tüm enerjimizi alır gider. Bize de o giden enerjimizin arkasından hiç bir şey yapmak istememe hali kalır.
İngiltere’de ise bu tablo çok farklı. Tabii ki bu denli kozmopolit bir ülkede yaşamın zorlukları ve kolaylıkları da daha başka oluyor. Bir de bu kozmopolit yaşam alanına, daha homojen bir yaşam alanından gelmişseniz, ilk etapta zorluk ve kolaylık anlayışınızın şirazesinin kayması da pek mümkün. Lakin endişeye mahal yok. Zaman içerisinde tüm detayları daha net görebiliyorsunuz. Biliyorum ki insanları ehilleştiren unsurlar sistemlerdir. Dünyanın neresine giderseniz gidin insanın iyisiyle de kötüsüyle de karşılaşmak çok mümkün. Ancak kurulan düzenin temeli insanı değerli kılmak üzere sistemleştirilmeye çalışıldığı ölçü kadar yaşanılabilir oluyor. Statünüzle değil varlığınız itibari ile insan eşitinde buluşabildiğiniz kadar kendinizi güvende ve iyi hissediyorsunuz. Bu bağlamda bana göre İngiltere’de kadın olmak, toplum baskısından uzak, acaba demeden nefes alabilmekti. Yaşam gailesini gösterdiğiniz unsurlar artık öncelikli olarak kadın kimliğinizle ilişkili değil tamamen hayatın kendisi ile ilişkilendirebilmekti. Toplumsal yapılanma içerisinde kendinizi daha özgür ve sistemsel yapılanma içerisinde ise kendinizi daha değerli hissettiğiniz bir düzleme geçiş yapmaktı.
Nazarımda insanlar yalnızca iyiler ve kötüler olarak ikiye ayrılır. Elbette ki erkek egemen toplumlarda kadın dayanışmasını destekliyorum. Fakat umuyorum ki bir gün tam anlamı ile insan eşitinde buluşacağız.
Teraziye koyduğumuzda, acaba hangi yaşam alanının zorluğu, kolaylığı dengesinde bir diğerini tartar diye soracak olursak cevaplar ne yönde olur merak içerisindeyim. Yorumlarınızla terazinin kefelerini doldurmanız hepimizin merakını giderebilir. Yorumlarınızı eksik etmemenizi diliyorum.
Zarafeti ve nezaketi elden bırakmadan Londra Gündeminde kalalım.
Tuba KILIÇ ALMALI





