1. Haberler
  2. Yaşam
  3. Kırmızı liste üzerinden uluslararası algı yönetimi ve şans oyunları

Kırmızı liste üzerinden uluslararası algı yönetimi ve şans oyunları

featured
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bir ülke sizin ülkenizi kırmızı listeye alıp, kendi vatandaşlarının sizin ülkenize seyahatlerini belirlerken sizin ülkenizin vatandaşlarının da seyahatlerini belirleyen oluyor. Siz kendi hükümetiniz yerine başka bir ülkenin açıklamasını bekler duruma geçiyorsunuz.

Bu seferki açıklamada kırmızı listede kalacağımızın en büyük işareti, kararın açıklanacağı gün Birleşik Krallık İhracat Bakanı Stuart’ın AA muhabirine verdiği demeçte, “Türkiye ile kapsamlı müzakerelere başlayacağız. Hem Türk hükümeti hem de biz ticari iş birliğini güçlendirmek için yeni alanlar geliştirmenin çok büyük potansiyeli olduğuna inanıyoruz” demesiydi. Anlamı, sizi kırmızı listede tutacağız ama moralinizi bozmayın yakında ticaretimiz çok güzel olacak. Bu açıklamaya göre, piyangoda büyük ikramiyeyi kaçırmıştık ama hiç olmazsa teselli çıkmıştı. Elimiz boş dönmüyorduk. Konunun şans oyunlarıyla bağlantısına gelirsek;

 

İngiltere’nin üç haftada bir, diğer ülkelerin her an alabileceği renk kararları turizmcilerin, iş adamlarının, öğrencilerin, ailelerin, toplamda milyonlarca insanın sonucunu beklediği şans oyununa dönüştü. İnsan ister istemez soruyor, günler önceden basın medyada Türkiye kırmızı listeden çıkıyor haberlerle yaratılan beklentilerin boşa çıkarılması ülkeler arası bir algı yönetimi miydi?  Yıllar önce dediğim gibi, beklenti demek umut demektir ve Dünya’da en zor şey bir umudu umutsuzluğa gömmektir. Her açıklama adeta şans oyununa dönünce konuyu 21 Aralık 2012’de yazdığım “Şans oyunları ve depresyon” başlıklı yazımla örneklemek istiyorum.

heka reklam heka

Şans Oyunları ve Depresyon

Yıllar önce seyrettiğim bir belgeselde, şans oyunlarının içki, sigara ve uyuşturucu tüketimini ciddi derecede arttırdığını öğrenmiş ve çok etkilenmiştim.

Yılbaşındaki büyük ikramiye çekilişi yaklaşırken şans oyunlarının insanları umutsuzluğa, depresyona sonra içki, sigara ve uyuşturucu batağına nasıl yönelttiğini detaylı olarak paylaşmak istedim.

Herkes yaşam şartlarını korumak veya daha iyi hale getirmek için durmadan çalışıp durmaktadır. Genç yaşlarda kurulan hayallerle ilerleyen yaşlarda kurulan hayalleri kıyasladığımızda gençlikteki hayallerin daha umutlu daha idealist olduğunu görürüz. Sonra, iş hayatının çarklarının içine girdikçe yüksek standartlı gelecek planlarından ve hayallerden de yavaş yavaş uzaklaşır, hayallerimizi gelir durumumuzun zorunlu seçeneklerine sığdırmaya başlarız. Artık çok lüks, uçuk gibi gelen ve genelde paraya dayalı hayallerimiz, ruhumuzun derinliklerinde bastırılmış ama zamanı geldiğinde yeniden gün yüzüne çıkmayı büyük bir hasret ve inançla bekler durumdadır.

Bunlar, genelde kendisinin/ailesinin sosyal statüsünü ve yaşam kalitesini arttıracak lüks ev/araba/özel okul vb. paraya dayalı hayaller ve amaçlardır. Büyük ikramiye çıkarsa ne yaparsınız sorusuna çoğunluğun verdiği ev/yazlık/araba/seyahat vb. cevaplar bunun açık göstergesidir.

Şans oyunları, istedikleri hayata veya zorunlu ihtiyaçlarına çalışarak ulaşma umudu olmayan insanlara, 1 liraya bile oynanarak tüm sorunlarını kökünden halledecek hemen hemen sıfır maliyetli bir kurtuluş ihtimali sunmaktadır.

Hemen her çekilişte düzenli olarak bilet alan/bahis oynayan bir insanı düşünelim. Bileti almadan önce bilete ikramiye çıkacağına dair işaretleri takip edecek kendince doğru yer ve zamanda biletini alır. Bu sefer kesin çıkacak umuduyla heyecanlı, stresli ve umutlu bekleyişe başlar. Hatta, ikramiyenin çıktığı aşamada, paranın nasıl alınacağını ve ilk aşamada neler yapılacağını da ufak ufak planlar. İnançlı biriyse Allah onun en samimi dualarını bu sefer duyacak ve ona acıyıp bu sefer bilet aracılığıyla ona yardım edecektir.

Sonunda, heyecan ve umutla beklenen gün gelir, milyonda bir çıkma, %99,9999999 çıkmama ihtimali gerçeğini görmezden gelerek umut bileti alarak çekilişe katılan yüz binler hatta milyonlarca kişiye hiçbir şey çıkmaz. Umutların umutsuzluğa gömüldüğü her çekiliş geride umudu kırılmış, kendini şanssız hatta cezalı hisseden yüz binler, hatta milyonarca insan bırakır. Özellikle, durumunun çok acil olduğunu ve bu desteği hak ettiğini, acil yardım dilediği dualarında en samimi şekilde belirtmesine rağmen Allah tarafından dikkate alınmadığını, Allah tarafından sevilmediğini düşünürlermiş. Çekilişten sonraki bir iki gün hayata karşı mutsuzluk ve isteksizlik sonucu; iş yerinde verimsizlik, içki, sigara ve uyuşturucu vb. zararlı alışkanlıklara sığınarak unutma veya teselli arayışları olmaktaymış.

Kendilerini şansız ve cezalı hissetmeleri, bir sonraki çekilişe birkaç gün kala umutların yeniden yeşermesine kadar devam edermiş. Hayallere giden yolda şans oyunlarından başka seçeneği olmayanlar, biletçilerin son biletler / yarın çekiliyor vb. seslenmelerini her seferinde kutsal bir işaret olarak kabul etmektedirler. Sonuçta her çekiliş ve sonrası yaşanan umutlardaki ve inançlardaki bu yıkılışlar sonucu mutsuz, umutsuz, kendine güvensiz, Allah’ın başarısız ve cezalı kulu haline gelen kişilerde içki, sigara ve uyuşturucu tüketimi ciddi derecede artıyormuş.

Depresyon, yaşadığımız ve engelleyemediğimiz olumsuz deneyimler sonrasında, bireysel suçluluğumuzun yaşamdan aldığımız zevkin azalarak, geleceğe dair umutlarımızın tükendiği ve yaşamdan beklentilerimizin kalmadığı bir noktadır. Kısaca, yanlış umutlar ve yanlış seçimler sonucu yaşadığımız başarısız tecrübelerden sonra kendimize olan güvenimizi kaybedip hayatımızın iplerini başkalarına devrettiğimiz günlerdir.

Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz seçimlerin sonuçlarıyla ilgili tahminlerimize artık eskisi gibi güvenemediğimizden yol gösterecek birilerini ararız. Bu aşama, kendimizden ve kendimize olan inancımızdan vazgeçtiğiniz aşamadır. Artık, kendi hayatınızın kararlarında dışarıdan destek almaya başlar genelde de, ciddi çaba gerektirmeyen tavsiyelerin peşine düşersiniz.

Çok kişinin katılıp çok az kişinin kazandığı bütün çekiliş ve yarışmalar kişilerde başarısızlık duygusunu yaşatmaktadır. (2012 yılında) Millî Eğitim Bakanlığı, uzmanlar ve bir firmanın Türkiye çapındaki okullarda düzenlediği resim yarışmasında da, her yıl yaklaşık  700.000 çocuk kazanma umuduyla resim yapıp firmanın yarışmasına katılıyor. Yarışma jürisi sadece 40-50 öğrenciye ödül veriyor, geri kalan yüz binlerce çocuk başarısızlık duygusuyla baş başa kalıp internetten kazananların gittiği çocuk kamptaki görüntülerini izliyor hangi kritere göre kaybettiğini ve yaptığı resimlerin SEKA’ya gönderildiğini bilmeden.

Ayda yılda bir defa öylesine şansınızı deniyorsanız problem yok. Ama, bütün umutlarınızı şans oyunlarına bağladıysanız, hayallerinizden ve kendinizden hızla uzaklaşmaktasınız bir an önce kendinize dönünüz…

“Ne kadar çok çalışırsam, o kadar çok şansa sahip olduğumu biliyorum.” Thomas Jefferson

Aydın Türkgücü

Araştırmacı – Yazar

http://www.aydinturkgucu.net

Kırmızı liste üzerinden uluslararası algı yönetimi ve şans oyunları
0
heka reklam heka

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Londra Gundem ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Sohbet Et

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.